Tapu İptal Ve Tescil Davası

tapu iptal ve tescil davası
Oy verebilirsiniz

Tapu İptal ve Tescil Davası Nedir?

Kişilerin mülkiyet hakları, kişiye bahsi geçen şeyleri dilediği gibi kullanma, bunlardan yararlanma hakkı vermektedir. Tamamen mülkiyet hakkı bulunan kişi tarafından bu mülkler alınabilir, satılabilir veyahut da sorgusuzca bir başkasına devredilebilir. Mülkleri haksız bir şekilde elinde tutan ve kullanan kişilere istihkak adlı davanın açılabileceği gibi, mülkiyet hakkı haklı olarak elinde bulunan kişi de herhangi bir durumdan veyahut da yaptırımdan sorumlu tutulamamaktadır. Bu kısımda kişi tamamen korunmaktadır.

Mülkiyet hakları, ikiye ayrılmaktadır. Taşınabilir veya taşınamaz mallar olarak farklı mülkleri konu alır. Tapu iptal ve tescil davası da taşınmaz mülkler için geçerli bir dava çeşididir. Yani bir yapı için açılabilen bir davadır. Farklı yapıların veya arazilerin tapu kütüğüne kaydedilmesi ile tescil edilmiş olur. Bu tür mülkler de tescil edildikten sonra icra, devlet tarafından kamusallaştırma ve mahkeme kararı haricinde kişinin elinden alınamamaktadır. Bu sebeple de devredilen haklardan sonra tescilin yapılmış olması gerekmekte ve mülkler koruma altına alınmalıdır.

Taşınmaz mülklerin devredilebilmesi için oluşturulan sözleşmelerin resmi nitelik taşıması gerekmektedir. Resmi nitelik taşımayan sözleşmeler herhangi bir anlam ifade etmemektedir. Oluşturulan sözleşme de iki farklı çatı altında bir araya gelmektedir. Ferdi ve toplu mülkiyet sözleşmesi olarak bilinen sözleşmeler, iki farklı kişiyi ve kişileri ilgilendirmektedir. Ferdi mülkiyette olay sadece tek kişiyi ilgilendirir. Toplu mülkiyette ise birden fazla kişinin adı ile oluşturulur. Bu sebeple her iki türde de gerek bir kişi ile gerek birden fazla kişi ile devir işlemleri gerçekleştirilebilir.

Tapu iptal ve tescil davası, kişinin elinde haksız nedenle bir mülk tutması veyahut da kişinin mülkiyet haklarının zedelenmesine bağlı olarak açılmaktadır. Bu dava, hakları zedelenen kişiye yönelik olarak açılmakta ve kişinin mülkiyet haklarını korumayı amaçlamaktadır. Dava süresi boyunca devlet hazinesine, mülkün bulunduğu köyün muhtarlığına veyahut da belediye başkanlığına yönelinmektedir. Süreç boyunca tapu ile ilgili bilgiler detaylı olarak araştırılmakta ve bilirkişiler tarafından keşifler yapılmaktadır. Tanıkların dinlenilmesi ile birlikte her türlü yazılı belgeden faydalanılır. Bu belgelerin tamamen hukuki nitelikte olması ve resmi yazı olarak adlandırılması gerekmektedir. Aksi takdirde dava boyunca bu belgeler iş görememektedir.

 

Tapu Tescil Davası

Tapunun üzerinde malik olan kişiler farklı yollar ile mülkiyet hakkını direkt olarak kendi üzerine alabilmektedir. Mülk ile ilgili kişi davasız bir şekilde ilerlemeye devam eder ise 10 yıl süre içerisinde de herhangi bir kötü niyetli davranış sergilemezse bu mülkün mülkiyet hakkı kişiye devredilir. Elde edilen bu hak da herhangi biri tarafından sorgulanamamakta, başkası tarafından hak elden alınamamakta ve alınan hakka itiraz edilememektedir. Kişi, bahsedilen tapuda tescil işlemlerini gerçekleştirebilmek adına belli bir kısmının veya kendisine uygun bir kısmının mülkiyet hakkını alabilmek için tapu tescil davası yolu ile çözüm yolu arayabilmektedir. Gerekli belgelerin tamamlanması ile hakkın tapu kütüğüne tescil edilmesi sağlanır.

Tapu tescil davası, devlet hazinesine veyahut da kamu tüzel kişilerine açılan bir dava çeşididir. Dava içerisinde itiraz eden kişiler ve davalılar kendi isimleri kullanılarak tescil edilmesini isteyebilmektedirler. Dava süreci boyunca bahsedilen taşınmaz ürünün bulunduğu yer ile ilgili bilirkişiler tarafından farklı keşifler yapılır ve mülkün coğrafi sınırları belirlenir. Çıkan sonuçlar doğrultusunda tüm özellikleri net bir şekilde belirlenen mülk üzerinden işlem yapılır ve tescil davası bu şekilde sonuçlandırılmaya çalışılır. Gerekli belgelerin temin edilmesi ve ikna etme sürecinin de tamamlanması ile birlikte tapu kütüğüne tescil etme işlemi tamamlanmış olmaktadır. Davanın tamamlanmasının ardından bahsi geçen mülke ilişkin her türlü bilgi ortaya çıkarılmaktadır. Mülkün yeri, sınırları veya herhangi bir niteliği belirtilmektedir. Sonrasında ise uzman kişiler tarafından bir kroki üzerinde belirtilerek kişiye bahsi geçen mülkün tescili devredilir. Bu sayede kişi mülkiyet hakkını almış olup, bu mülkü dilediği şekilde kullanabilir ve yönetebilir. Tescil davasını olumlu yönde sonuçlandırmış ve tapu kütüğüne tescili işlettirmiş olan kişinin hakları herhangi bir kişi veya tüzel kişi tarafından zedelenememektedir. Yapılan tescilin genel amacı, o hakkın, bahsi geçen kişide bulunduğunu belirtmekte ve kişinin mülkiyet haklarını korumaktadır.

Benzer şekilde mirasçılar tarafından muvazaa nedeni ile iptal ve tescil davası açılabilmektedir. Muris muvazaa adlı dava, oldukça büyük önem taşıyan ve nitelikli bir hukuki davadır. Kişinin, mirasçılarına miras bırakmak istememesi gibi durumlarda açılmaktadır. Farklı sebepler ile açılabilen dava, ölünceye kadar bakma anlaşması ile de mirasçılar, miras hakkından yoksun bırakılabilmektedir. Bu sebeple de muris muvazaası nedeniyle gerçekleştirilen davalar büyük önem arz etmektedir.

Mirası bırakan kişinin muvazaa yöntemini uygulamasının ardından evlat edindiği kişilerin veyahut da evlendiği kişilerin davada hakkı bulunmaktadır. Dava içerisinde davacı olan kişi, mirası bırakan kişiden tüm mirası alabilecek kişidir. Bu sebeple muris muvazaası davası ile ilk mirasçıların hakları miras bırakan kişi tarafından düşürülerek, yeni mirasçılara devredilmektedir. Tüm bu işlemler Asliye Hukuk mahkemeleri tarafından açılmakta ve yine aynı şekilde bu mahkemeler tarafından sonuçlandırılmaktadır.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, başka bir miras haklarını devretme sözleşmesidir. Bu sözleşme, herhangi bir mirasçının atanmasını ilgilendirmiyor olsa bile, miras sözleşmesi niteliğinde olmak zorundadır. Aksi takdirde sözleşmenin geçerliliği olmamaktadır. Tapu sicil müdürlüklerinde sözleşme ile ilgili uygulanması gereken şekil örnekleri bulunmaktadır. Bu örneklere bağlı kalınarak sözleşme oluşturulmalıdır. Sözleşmenin oluşturulması sürecinde farklı şekiller ve şartlar aranmaktadır. Sözleşmede bahsi geçen her iki tarafından tam ehliyetli olması gerekmektedir. Bu ehliyet, ceza ehliyeti gibi alanları kapsamaktadır. Yani bu kısımda amaç, sözleşmeyi oluşturan kişilerin kendi rızası ile oluşturup oluşturmadığıdır. Bu tür önlemlerin alınması ile sözleşmenin oluşturulması ile geri dönülmez süreçlerde ortaya çıkacak problemler engellenilmeye çalışılmaktadır.

Diğer Yazılar:

Miras Davası İşlemleri

Mirasın Gerçek Reddi Davası

 

Bir önceki yazımız olan Mirasın Hükmen Reddi Davası başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

DMCA.com Protection Status